Devon Eriksen’in X mecrasındaki yazısının birebir tercümesidir.
Yazının aslı buradaki ifâdelere cevaben yazılmıştır.
Fihrist
Fihrist muhtevasını âşikâr et
Tedrîsat
Çünkü bu zât tedrîsatın ne olduğunu bilmemektedir.
Buğday yetiştirmekten, koyun gütmekten, ata binmekten, vesâireden bahsediyor; lakin bu kābiliyetlerin makbul olduğu devirlerde, bunlar kölelere öğretilirdi.
Sadece bir kölenin, bir mal gibi sahip olunan ve bir makine gibi tek bir işe koşulan bir insanın bütün ömrünü bu işte harcaması beklenirdi.
Bir beyefendi, yahût avamdan hür birisi dahi, kendisinden, emek harcayıp bir işi yapması beklenen bir makine değildir. Kendi arzularına göre hareket etmesi beklenen ve ol sebeple hayatı müddetince, hengâmın şartlarına dikkat edip istediklerini elde etmesini sağlayacak muhtelif işleri yapabilen kişidir.
Ve o zâtın mevzubahis işlerin ona çocukluğunda öğretilmesi yerine, bunları kendi kendine öğrenebilmesi lâzımdır.
Öyleyse, bir çocuk resmen tâlim edilecekse, belki beyefendilik hünerlerinden bir kaçıyla beraber (ata binme, kılıç kullanma, iktisâdî idâre ilh.), tedrîsatın asıl gâyesini merkeze alarak tâlim ve terbiyeye tabî tutulmalıdır ki o da:
Hür-irâdeli bir fert olarak nasıl yaşanacağı ve nasıl serpilineceği temeli üzerine binâen.
Çünin, kendisine kadim devirlerin yedi beşerî ilmi öğretilirdi:
- Hesap
- Hendese
- Mûsikî
- Felekiyat
- Sarf ve Nahiv
- Mantık
- Hitâbet ve Belâgat ve dahi Fesâhat
Bunlar meslekî kābiliyetler değildi, yani insanı belli bir mesleğin ya vazîfenin icrâsına hazırlamazdı, lâkin maksat da bu değildi.
Maksat, genç beyefendiye nasıl düşüneceğini ve nasıl öğreneceğini taallüm ettirmekti.
Tam zıttına, günümüz hükûmet mektepleri, umûmen memur ve kârhâne ameleleri yetiştirmek gāyesiyle tesis edilmiştir. Yani faydalı ameleler olacak, husûsî kābiliyetleri olan bir hizmetçi sınıfı; fakat hür olup imkânlarını ve şartlarını muhakeme ettirmeyen bir umumî tedrîsat?
Mezkur ilimlerden, günümüz hükûmet mekteplerindeki “tedrîsatın” haricinde bırakılan ikisini farkettiniz mi?
Hakkınız var, mantık ile hitâbet. Mantık bilinen gerçeklerden hakikî neticelere varmanın ilmidir. Hitâbet ise iknâ etmenin ilmidir.
Mantık bilen bir hizmetçi kendisine söylenenlerin yanlış olduğunu farkedebilir. Hitâbet bilen bir hizmetçi kendi arzuları yerine idârecinin arzularına göre hareket etmek için iknâda kullanılan tarîkleri farkedebilir.
Eğer evlâdınızın tahsilini meslekî hünerleri elde etmek olarak anlamışsanız, pirinç yetiştirmek olur ya bilgisayar fermanlamak olur, onları hür olmak yerine köle olmaya hazırlıyorsunuz demektir.
Eğer onları hür insanlar olmağa hazırlarsanız, yirmi sene sonra hangi hünerlerin kârlı yahût kullanışlı olacağı alâkasız olacaktır, çünkü o hünerleri öğrenmeğe hazır olacaklardır.
Fikrimce, günümüz dünyasının yedi beşerî ilmi şunlardır:
- Mantık: bilinen vâkıalardan hakîkate varmak
- İhsâiyat: mutanın delâlet ettiklerini anlama
- Hitâbet ve Belâgat ve dahi Fesâhat: iknâ etme, ve iknâ tarîklerini farketmek
- Tahkik: bilinmeyen bir mesele hakkında bilgi derme
- (Amelî) Rûhiyat: diğerlerinin asıl gāyelerini sezme
- İstismar: eldeki sermâyeyi idâre etme ve nemâlandırma
- İhtiyâr: takip edilecek yolu kararlaştırma, ve fiilen harekete geçip o yolda ilerleme
Dikkat et ki bunların hiç biri sana mektepte öğretilmedi, “beşerî ilimler” nâmlı bir dershâneye gitmiş olsan bile. Bunun yerine, sana sicim-vâri zerreleri (mitochondria) ve tahlili (calculus) ve dahi Jon Steinbeck hikâyelerindeki remizciliği ki orada bir çocuğun köpeği vardır, ve köpek ölür.
Çünkü beşerî ilimler, benimki gibi yahût azıcık farklı da târif etseniz, efendinin ilimleridir, bir zâtı efendi yapan ilimlerdir, ol sebeple köleler için olan bir mektepte öğretilemez.
SZ’nın hangi “meslekî hünerleri” eline alacağı husûsunda çokta endîşe etmeyin, kendinizi, ve dahi evlâtlarınızı, ihtiyâr sahibi, idrak sahibi, kendinden-gayretli fertler olup, bilinemeyen istikbalde değişen şartlara hazır bir zihinle ilerleyebilecek şekilde yetiştirmek için endîşe edin.